Hayvan Hastalıkları


Ülkemizde Sık Rastlanan Hayvan hastalıklarından Bazıları

Hayvan Hastalıkları ülkemizde en sık görülen problemlerden biridir. Hayvancılıkla uğraşan üreticilerimizin sağlığını tehdit etmesinin yanında önemli maddi kayıplara da sebep olmaktadır. Bu tür olayların önüne geçilebilmesi ve en azından azamiye indirilmesi adına Ülkemizde sık görülen hayvan hastalıkları ve mücadele yöntemlerini sizin için derledik.

Özellikle Sığırlar et, süt ve döl verimi artarken hastalıklara karşı dirençleri azalır ve sık sık hastalanırlar. Hastalıklara direnci artırmak için verilen vitamin ve mineral madde takviyeleri çoğu zaman yeterli olmamaktadır. Hayvana verilen fazla miktardaki kesif yem sindirim sisteminde bozukluklar oluşturur. Bütün bunları dengede tutabilmek için hayvanın verdiği verime göre yemleme yapmak, küflü ve bozuk gıdaları vermemek, hastalıklara karşı direncini artırmak adına aşılama işlemlerini mutlaka zamanında yaptırmak ve hayvan hastalandığında tedaviye erken başlamak gereklidir.

Önemli bazı sığır hastalıkları şunlardır

hayvan hastalıklarıMeme İltihabı : Hayvan hastalıkları kategorisinde en sık görülen hastalıklardandır. Bütün meme loblarında görülebildiği gibi bir veya iki meme lobunda da görülebilir. Sütün yapısında değişikliklere ve süt veriminde azalmaya neden olur, tedavi edilmezse memelerde körelmeye de yol açabilir.
Kötü çevre şartları, çeşitli mikroplar, vurma ve çarpmalar, bakım ve besleme hataları, sağım hataları ve memelerin yapısı gibi faktörler hastalığın oluşumunda önemli rol oynar. Kalabalık ve pis altlıklı ahırlarda mikroplar meme başı kanalından girerek iltihaba neden olurlar. Sarkık memeler ve yüksek süt verimi hastalık oluşumunda etkilidir. Sağım sırasında memede süt kalması, sağım makinelerinde vakum ayarının uygun olmaması da iltihaba yol açabilir.hayvan hastalıkları
İltihablı memede kızarıklık, şişlik, sıcaklık ve ağrı vardır, süt bulanık renkte ve pıhtılıdır. Bu belirtileri ile hastalık kolayca teşhis edilebilir. Ancak bazı durumlarda hastalık gizli seyreder ve memede belirgin bir değişiklik gözlenmez, memeyi yavaş yavaş köreltir ve bu hayvanlar sütleri ile etrafı bulaştırarak hastalığın yayılmasına neden olurlar. Bu hayvanlarda hastalığın tespit edilebilmesi için 15 günde ya da ayda bir kez CMT testi yapılmalıdır.
Hastalık olduğu belirlenen hayvanlarda en kısa zamanda tedaviye başlanmalı ve bu hayvanlara ait sütler tedavi süresince kullanılmamalıdır. Ayrıca bu hayvanların memelerinde süt kalmamasına dikkat edilmelidir. İltihab da başarı şansı erken teşhis ve uygun tedaviye bağlıdır, gecikmiş vakalarda tedavi şansı azalır. Bu nedenle hasta hayvanlar tespit edilir edilmez hemen tedaviye başlanmasının iyileşme şansını arttırarak verim kaybını azaltacağı unutulmamalıdır. Tedavide memeler iyice boşaltıldıktan sonra meme içine ilaçlar verilmeli, memedeki şişliği ve kızarıklığı gidermek için memelere dıştan merhem uygulanmalı ve gerektiğinde kas içi antibiyotikler kullanılmalıdır. Bunun için bir Veteriner Hekime müracaat edilmelidir.


hayvan hastalıklarıSüt Humması: Yeni doğum yapmış süt ineklerinde kandaki kalsiyum ve fosfor miktarının düşmesi sonucu ortaya çıkan ve hayvanın yatıp kalkamaması ile karakterize bir hastalıktır. Çoğunlukla süt verimi yüksek, fazla doğum yapmış ve yaşlı ineklerde genellikle doğumdan hemen sonra görülmektedir. Hastalık gebeliğin son iki haftası ile doğumdan sonraki 3 gün içerisinde de görülebilir.
Hastalığın başlangıcında baş ve ayaklarda titreme, sallantılı yürüyüş vardır, hayvan ayakta durmakta güçlük çeker ve kolayca yere düşer. Hastalığın ileri döneminde hayvan yerde göğüs üstü yatar, baş boyun üzerine kıvrılmış, kalp atışları hızlanmış, kulaklar düşmüş ve soğumuştur. Bu dönemde hayvanda dışkı ve idrar yapma ortadan kalkmıştır. Hastalık tedavi edilmezse kısa sürede ölüm meydana gelir, tedavi edilen hayvanlar ise 1-2 saat içerisinde ayağa kalkarlar. Tedavide damar içi serumlar ve vitamin takviyeleri verilir. Tedavi için bir Veteriner Hekime müracaat edilmelidir.
Hastalıktan korunmak için gebe inekler doğuma 60-70 gün kala kuruya alınmalı ve yeşil kaba yemlerle beslenmelidir. Sağmal hayvanlara ister sağım döneminde, isterse kuru dönemde olsunlar daima süt yemi verilmeli, besi yemi verilmemelidir. Hayvanların önlerinde kalsiyum içeren yalama taşları ve tuz bulundurulmalı, yemlerine kemik unu veya mermer tozu katılmalıdır. Daha önce hastalığı geçirmiş ya da hastalığa yakalanma riski olanlara vitamin takviyesi yapılmalıdır. Doğumdan sonra 2-3 gün memeler iyice boşaltılmamalı, riskli hayvanlarda sadece yavruya yetecek kadar süt alınmalıdır.


hayvan hastalıklarıŞişme: İşkembede gaz oluşumunun hızlanması ve oluşan gazların dışarı atılamaması sonucu karnın şişmesiyle karakterize bir hastalıktır. Hastalığa yonca, bakla, bezelye ve pancar yaprağı gibi taze biçilmiş ve soldurulmadan yedirilmiş yemler yanında bozuk, küflü ve donmuş gıdaların yedirilmesi de sebep olur. Ayrıca patates, pancar, elma, armut, ayva, lahana kökü, turp gibi yumru bitkiler ile paçavra ve naylon yumaklarının yemek borusunu tıkaması da timpanilere yol açar. Timpaninin ilk belirtisi karın bölgesinin aşırı derecede şişmesidir. Daha sonra sancılar başlar, nabız zayıflar ve solunum güçleşir. Tedavi edilmezse kalp durması sonucu ölüm meydana gelir. Şişmeye başlayan hayvan gezdirilmeli, ağzına gem vurularak gazın dışarı atılması sağlanmalıdır. Hayvanın ön ayakları yüksek bir yere alınmalı, böylece işkembenin akciğeri, dolayısıyla kalbi sıkıştırması önlenmelidir. Hayvana gaz giderici ilaçlar, bira mayası ve karbonat verilebilir. Şişliğin çok olması durumunda gazın sonda veya trokarla boşaltılması gereklidir. Bu durumda bir Veteriner Hekime müracaat edilmelidir. Hastalıktan korunmak için, yeşil yemler biçildikten sonra bir gün güneşlendirilip soldurularak verilmeli, küflü, bozuk ve kokuşmuş yem ve otlar verilmemeli, patates, pancar, elma, armut, ayva, lahana kökü ve turp gibi yumru bitkiler doğranarak verilmeli, hayvanlar çöplüklere bırakılmayarak paçavra ve naylon yemeleri önlenmelidir.


şarbon

Şarbaon (ANTHRAX): Hayvan Hastalıkları arasında en tehlikeli olan hastalıklardandır.

Nedenleri: Hastalığın etkeni Bacillus antracis adı verilen bir bakteridir. Bu bakterinin spor formları dış ortamlarda uzun süre dayanıklı olarak kalır. Sığırlardan başka koyunlarda da yaygın olarak ortaya çıkar.

Hayvan hastalıkları arasında İnsanlara bulaşabilen bir hastalık olması (zoonoz) ve hemen hemen %100 ölümle seyretmesi nedeniyle önemli bir hastalıktır. İhbarı mecburidir.

Belirtileri: Bazı olaylar 1-4 sa. içinde hiçbir belirti göstermeden ölümle seyreder. Diğer bir kısmı da 1-2 günde durgunluk, yüksek ateş, iştahsızlık, vücudun çeşitli yerlerinde şişlikler olması, ishal, sütün kan içermesi veya sarı renkte olması, ölmeden önce ağız, burun, anüs ve genital kanaldan kan gelmesi ile karakterizedir. İyileşen hayvanlar ise, bir süre daha süt ve idrarlarıyla etkeni etrafa saçarlar.

Bulaşma: Antrakstan ölmüş hayvana kesinlikle otopsi yapılmamalıdır. Ölen hayvana eğer otopsi yapılırsa kandaki bakteriler kısa sürede spor haline geçer, araç-gereç ve çevreye bulaşır. Kan emici, sokucu sinek ve böcekler antraks sporlarını taşıyabilir ve bulaştırabilirler. Ayrıca bulaşık kemik unu, kıl, yapağı, deri, silaj yemi gibi maddeler bulaşmada önemli rol oynarlar.

Bulaşma başlıca üç yolla olur:

1) Sindirim sistemi yoluyla: Su, yem, ot, kemik-unu ile gıdalara bulaşan etken sindirim sisteminde bulunan yara-çiziklerden girerek enfeksiyon oluşturur.

2) Solunum sistemi yoluyla: Hayvanlarda nadiren görülen bu yolla bulaşma, daha çok insanlarda meydana gelir.

3) Deri yoluyla: Çizik, yara, operasyon yarası gibi nedenlerle bütünlüğü bozulan deriler etken için en uygun giriş kapısıdır. Buradan etken girerek enfeksiyon oluşturur.

Klinik bulgular: Enfeksiyon çok hızlı, hızlı ve düşük hızlı şekilde seyreder.

Çok hızlı form: Beyin kanaması sonucu hayvanda sendeleme, solunum güçlüğü, ayakta duramama, titreme, halsizlik görülür ve bu tablonun sonunda yere düşerek, kısa bir süre içinde ölür. Ölümden önce ve sonra ağız, burun ve anüsten pıhtılaşmayan kan gelir.

Hızlı ve düşük hızlı form: Vücut ısısı 40-42 oC’ye kadar yükselir ve bir müddet sonra düşer. Hayvanlar 3-4 gün içinde ölürler. Bu olayların çoğunda hayvanda iştahsızlık, huzursuzluk, depresyon tablosu izlenir. İleri olgularda ishal, koyu kırmızı renkte idrar, boğaz altında ve vücudun diğer yerlerinde ödemler görülür. Süt verimi azalır. Gebeler yavru atar.

Teşhis: Bu hastalık çok hızlı seyrettiğinden ani ölümler şeklindeki olaylardan dolayı klinik bulgular tespit edilemez. Bu şekliyle teşhisi zordur. Antrakstan ölmüş hayvana kesinlikle otopsi yapılmamalıdır. Ancak otopsi yapılmış ise laboratuara kan, dalak, kemik, kulak parçası en seri şekilde usulüne uygun olarak gönderilmelidir.

Tedavi: Çok hızlı ve hızlı seyrettiğinden kısa sürede ölüm meydana getiren bu hastalıkta tedavi pek mümkün değildir. Ancak büyük baş hayvanların bu hastalığında tedavi yapılabilmektedir. Bu hayvanlara yüksek dozda antibiyotik (penisilin, streptomisin ve oksitetrasiklin) uygulanabilir. Bu antibiyotiklere ilaveten hasta hayvanlara bağışıklık serumu verilebilir

Korunma Yolları: Kadavra ve her çeşit bulaşık hayvan materyali ve bulaşık nesneler tamamen kaldırılarak derin çukurlara gömülmelidir. Hastalık çıkan odaklara karantina uygulanmalıdır.

Dış görünüşü normal olan hayvanlara aşı yaptırılmalı, temas veya temas şüphesi olanlara veteriner hekimin önereceği bir antibiyotik uygulatılmalıdır. Hastaların bulunduğu çevre kuvvetli dezenfektanlarla dezenfekte edilmelidir. Antraks çıkan bölgelerde yılda bir kez aşı uygulanmaktadır. Antrakstan ölen hayvana otopsi yapılmayıp, doğal delikleri tıkanarak en az 2 m derinlikte çukur açılır gömülmeli ve üzerine sönmemiş kireç dökülerek kapatılmalıdır.

Hayvan hastalıkları tedavisi zor, uzun ve hayvan sağlığı yanında insan sağlığını da tehdit etmektedir. O yüzden tedbiri hiç bir zaman elden bırakmamak gerekir. Hayvanlarımızı her zaman güvenilir ve sağlıklı yemlerle beslemeli ve hayvan temizliğine önem gösterilmelidir.

Bunu Paylaş